Ne güzelmiş bizim çocukluğumuz. Ne masummuş bizim çocukluğumuz. Oyunlarımız, mutluluklarımız, eğlence anlayışlarımız ne kadar çoğul, ne kadar paylaşımcı, ne kadar zararsızmış. Büyüklerimizden öğrenmişiz hep yakar topu, saklambacı, istopu, oyunlardan öğrenmişiz hep zevk almayı, gülmeyi, eğlenmeyi, paylaşmayı. Hiç korkmamışız, hiç korkutmamışız. Ne kadar şanslı ve ne kadar iyi çocuklarmışız. Biz büyümüşüz ve şimdiki çocukların oyunları değişmiş, eğlenceleri değişmiş, gülsükleri şeyler değişmiş. Şimdiki çocuklar, bizler gibi yetişmemiş, büyümemiş. Saldırmaktan, bencillikten, kavgadan hoşlanır olmuşlar. Bizler çocukken hiç gecenin karanlığına sessizliğine saklanıp insanların camlarına koca koca taşlar atıp cam kırıp o insancıkları korkutmaktan zevk almadık, böyle bir oyunumuz hiç olmadı. Bizler hiç geceleri toplanıp karanlık köşelere sinsice saklanıp insanları korkutmadık. Bunlara gülüp sadisçe zevk almadık. İnsalara hiç zarar vermedik, zarar vermekten zevk duymadık, kahkalar atmadık. Biz çocukken hiç yeni yeşeren ağaçın köküne sarılıp tekme tokat ağacı köklemeye çalışmadık. Bizler sokaklarda hiç ana avrat küfür etmedik, küfür yemedik. Çocukluğumuzu çocuk gibi yaşadık. Ne şanslıymışız öyle yaşamamışız, öyle yaşama imkanı bulmuşuz, öyle yaşamak için iyi bir aile terbiyesi almışız. Şimdiki çocukların eğlence anlayışlarına, oyun anlayışlarına baktıkça içim ürperiyor. Yüreği nefret dolu, hayvan sevmeyen, ağaç sevmeyen, insna sevmeyen bir ton çocuk yetişiyor hızla, bu çocuklardan nasıl bir gençlik çıkacak düşündükçe korkuyor insan gelecek için, kendi yaşlılığı için….
Bunlarda İlginizi Çekebilir Okuyun


